top of page

İçimdeki sesler korosu

Güncelleme tarihi: 18 Şub 2022


Dünyaya karşı tutarlı bir duruş sergilemeyi çok önemsiyoruz. Halbuki ki bizler sabit, tek yönlü bir varlıklar değiliz. Her konuda sarsılmaz tek bir doğrumuz olması, her zaman her durumda aynı hisleri hissedip aynı tepkileri vermemiz, herhangi bir konuda katıksız tek bir duygu/düşünceye sahip olmamız pek de olası değil. Daha ziyade bambaşka duyguları, düşünceleri aynı anda deneyimliyor, ama bunlardan biraz daha baskın olan bir tanesini öne çıkarıyoruz. Çekingen ve cesur yanımız, kibirli ve mütevazi yanımız, dünyayla kavga eden ve anın içine keyifle gevşeyen yanımız, bir şeyler için didinen ve aynı şeyi sabote eden yanımız iç içe, birlikte varlığını sürdürüyor..


“İçimdeki sesler korosu”na seneler önce Elif Şafak’ın Siyah Süt kitabında rastlamıştım. Aslında postnatal depresyonu anlattığı bu kitapta içindeki 8 farklı kadının birbirinden ayrı ve hatta çelişen karakterlerini işlemesi, başlarda bazılarını kayırıp bazılarını bastırmaya çalışırken, sona doğru hepsini kucaklayıp özgürce varolmalarına izin vermesi çok ama çok hoşuma gitmişti.


Eğer açık yüreklilikle bakarsak hepimizin içimizde varolan birer koro ile karşılaşmamız kaçınılmaz! Ben bunları içsel temsiller olarak adlandırıyorum. Bazı temsiller tıpkı Siyah Süt kitabında olduğu gibi ömürlük. Ara ara sahne alıp, ara ara kaybolsalar da, yaşam boyu bizimle varolmaya devam ediyorlar. Bazıları ise sadece o anki halimize/duygu ve zihin durumumuza dikkat çekmek için bir görünüyor, sonra silinip gidiyorlar.


Tüm bu temsiller aslında nerede olduğumuzu, nasıl hissettiğimizi, nelerin bizi geri çektiğini inanılmaz bir netlik ve doğrulukla anlatırlar. Her şeyin aşırı hızlandığı, koşturmaktan kendimize yabancılaştığımız bu çağda duygularımızla bağ kurmamız için harika kapılar açarlar. Ve bilirsiniz, değişim ve şifa en çok bu kapıdan dalıp, iyi kötü demeden kendimizi tüm yönlerimizle görüp kabul ettiğimizde gerçekleşir.

Bilinçaltı sembollerle ve bazen oldukça sürreal şekillerde iletişim kurar. O yüzden içsel temsillerimizi çok farklı şekillerde görebilir ya da hissedebiliriz; örneğin bilinçaltımız kendi geçmişimizden bir sahne, bir film ya da çizgi film karakteri ya da tamamen hayalgücümüzün şekillendirdiği bir prototip vasıtasıyla anlatabilir kendini..

Bu temsiller, hele de bize bir şeyler anlatmak için oradalarsalar, çok da sevimli olmayabilirler. Örneğin benim sık sık karşılaştığım bir tema korkuyla saklanmaya isteği. En yoğun halinde karanlık bir kuyunun dibine saklanan tüylü, kapkara bir yaratık; bazen annesinin arkasına saklanan sessiz bir kız çocuğu; bazen geri geri kaçmaya çalışan bir figür, bazen de asıl yapması gerekenden kaçınmak için ıvır zıvırla oyalanan, eften püften işlerin arkasına saklanan orta yaşlı bir kadın.. Artık her hangi birini görürsem biliyorum ki o konuda biraz gevşeyip cesaretlenmeye ihtiyacım var. Önce o temsillere biraz ışık gönderiyorum, sonra korkmuş bir çocukla konuşur gibi nazikçe her şeyin yolunda olduğunu, her hangi bir şey başarmak/ispatlamak zorunda olmadıklarını, sonuç her ne olursa olsun benim tarafımdan sevileceklerini anlatmaya çalışıyorum. Bazen biraz rahatlıyor ve saklandıkları yerden çıkıyorlar, bazen de sadece kendi hallerine bırakılmak ve saklanmaya devam etmek istiyorlar.. 🤷‍♀️ Nihayetinde burası herhangi bir sonucu oldurmaya çalıştığımız değil, sonuçtan bağımsız kendimizi keşfedip kucaklamayı umduğumuz bir yer. Yine de çoğu zaman sadece varlıklarını farkedip, şefkatle bakabilmek bile o konuda şifayı başlatıyor.


Yine yoğun tempolu ve stresli dönemlerimde kendini yerlere atıp “hayıııır, bana nee!” diye bağıran bir velet ve içindeki boşluğu doldurmak için açgözlülükle her şeyi ağzına atan No-Face (*) de zaman zaman beni ziyaret eden temsillerden. İlki direnci bırakıp o anki seçimim her ne ise sorumluluğunu alıp gereğini yapmam, daha iyi bir hale geçene kadar kabulde kalmam için; ikincisi ise biraz daha merkezlenip kendi iç kaynaklarımla bağlantı kurmam, köklenip topraklanmam için bana hatırlatıcılar.


Sizin temsillerle iletişiminiz bambaşka şekillerde olabilir; bu birbirinden farklı içsel sesleri/halleri sadece hissedebilir, zihninizde farklı sesler olarak duyabilir ya da belki benim gibi zihninizde canlanan sahnelerle görebilirsiniz. Önemli olan kulağa ne kadar delice geldiğine aldırmaksızın birbiri ile çelişen/didişen bambaşka yönlerimizle tanışmaya istekli olmak 😊 Her birinin duyulmasına, görülmesine izin vermek.. Hangi temsilin ne zaman ortaya çıktığını, hangi ihtiyaca hizmet ettiğini fark etmek ve hiç birini bastırmadan, yok saymadan şifalanmalarına ya da bütünleşmelerine izin vermek. Çünkü, iyi ya da kötü, bu temsillerden hiçbiri tek başına bizi tanımlamıyor. Ama hepsi bir bütün olarak harika ve otantik bizi oluşturuyorlar 🤗🧡

(*) Spirited Away çizgifilminden bir karakter.

29 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
Yazı: Blog2_Post
bottom of page