top of page

Öz sevgi

Güncelleme tarihi: 18 Şub 2022

Kendini sev, de nasıl? 🧐

Söylendiği kadar kolay değil elbette, öyle bir günde de olmayacak belki.

Ama bi yerden başlamak lazım..

Ve eğer en temelden başlarsak sevgi gerçekten de emek 🙃

İlgiyle dinlemek kendini, önemsemek, zaman ayırmak, emek vermek.

Nasıl hissettiğimize, neye ihtiyaç duyduğumuza, bedenimizde/kalbimizde sıkışan alanlara, nelerin bize iyi ya da kötü geldiğine ve neden böyle olduğuna, o an hangi duyguların bizimle olduğuna dikkat etmek. Ve bunu her gün yapmak..

Yazmak bunun için harika bir yol olabilir. Her sabah defterin ya da tabletin başına oturup zihninizde, kalbinizde ne var ne yoksa hiç filtrelemeden özgürce yazıya dökmek. Ya da belki sadece gözlerinizi kapatıp biraz içe dönmek ve kendinizle zihinsel olarak konuşmak/iletişime geçmek.

Hangi yöntemi seçerseniz seçin ilk olarak niyetinizi içinizden ya da sesli olarak dillendirmek yolu kolaylaştırabilir. “Seni görüyorum, duyuyorum. Önemsiyorum iyi ve de kötü bütün hislerini. İhtiyaçlarını anlamaya ve karşılamaya gönüllüyüm.”

Bu niyeti her zaman içinizden gelerek söyleyemeyebilirsiniz elbette. O gün gerçekten kendinizden hoşlanmadığınız, kendinizle kalmak istemediğiniz bir gün olabilir 🤷‍♀️ Ama bu sadece bir niyet 🙃 Hiçbir şeyi saklamaya/farklı göstermeye ihtiyacınız olmayan bir yer. Niyetinizi, mevcut halinizi gizlemeden de dile getirebilirsiniz. Mesela “Şu an sana karşı çok da sevgi dolu sayılmam. Hatta sana tahammül etmekte zorlanıyorum. Ama yine de buradayım. Seninle yakınlaşmayı, seni sevmeyi öğrenmeye gönüllüyüm” diyebilirsiniz.. Ya da o an hissettiğiniz her ne ise dürüstlükle ifade etmekten korkmayın. Rollo May’in harika biçimde ifade ettiği gibi, sevginin karşıtı nefret değil kayıtsızlık. O yüzden orada olmayı, kendinizle çalışmayı seçtiğiniz sürece kendinize karşı öfkenizi, yargılarınızı dil getirmekte hiç bir sakınca yok. Hatta bu da sürecin olmazsa olmaz bir parçası.


İçinizden gelerek ya da gelmeyerek ilk adımı attıysanız hemen ardından şöyle bir bedeninize, fiziksel halinize bakın.. nasıl hissediyor bedeniniz, neye ihtiyacı var? Belki biraz hareket etmeye, belki dinlenmeye, belki birazcık gevşemeye, ya da biraz su içmeye. Her ne var ise ilk fırsatta karşılamak üzere farkedin o ihtiyacı.

Sonra zihninize bakın nelerle meşgul, hangi düşüncelerle dolu. Belki bir an dinlendirin onu; elinizi kalbinize koyun ve dikkatinizi düşüncelerden çekip ordaki yumuşak temasa, ısıya, nefesin yarattığı minik dalgalanmalara getirin. Düşünceler sizi bölmeye çalışsa da her seferinde yeniden elinizin temasına, ya da nefese dönmeyi deneyin. Olamıyorsa da sadece bugün bunun olamadığını farkedin :)


Eğer donuk, duygusal olarak künt hissettiğiniz bir gündeyseniz kendinize mutlu, iyi, hafif ve sevgi dolu hissettiğiniz bir anı hatırlatın. Çağırın hafızanızdan kalbinizi eriten bir anıyı; belki sıcacık bir sarılma, sizi mutlu eden bir iltifat ya da bir kahkaha. Hatta belki sadece bir film sahnesi ya da tatlı bir kedi videosu. Bir şekilde güvende, mutlu, sevgi dolu hissettiğiniz bir hal olsun. Ve izin verin o hal, o his yayılsın tüm bedeninize ve enerjinize. Güne devam etmeden önce biraz kalın ve gevşeyin o hissin içinde.


Eğer sizi zorlayan bir his ya da hal söz konusuysa farkedin onu. Duygular mantıklı açıklamalarla, meli malılarla yatışmaz ya. Görülmekle, anlaşılmakla yatışır ve şifalanır. O yüzden biraz o duyguya bakın. Bedende nerede izleri var, boğazınızda bir düğüm mü, kalbinizde çarpıntı ya da midenizde artan ısı mı? Sonra hatırlatın kendinize her zaman iyi hissetmek zorunda olmadığınızı. Böyle hissetmek de ok. Şu an zor geliyor olabilir, ama elbette bu da geçecek. Ve bilin ki her zaman bir mesaj taşır zorlayıcı hisler, içinde bulunduğumuz yeri/ilişkiyi/duruşu ya da algımızı değiştirmemiz gerektiğine dair. Onu cesaretle görmek ve kabul etmek gerçekten de hayatımızı değiştirmenin ilk adımı olabilir..


Eğer kendini suçlama, kendine acıma düşünceleri varsa o gün; orada güçlü bir dur deyin o düşüncelere. “Hayır, bu doğru değil!”deyin. “Benimle bu şekilde konuşamazsın!”. Ya da içinizden her nasıl geliyorsa, o şekilde karşı çıkın, durdurun o sesi. Hatırlayın ki hayır demek, size zarar veren şeye kendi iç sesiniz dahi olsa dur demek, izin vermemek de şefkat ve sevginin çok ama çok önemli bir parçası. Koruyup kolladığınız kendinizi döven/hırpalayan yanınız değil; hırpalanan, şefkate ve değerli olduğunu hatırlamaya ihtiyaç duyan yanınız olsun.


Eğer korku ya da kaygıdan kaynaklanıyorsa zorlayıcı his, sakinleştirmeye çalışın o korkan parçanızı. Tıpkı küçük bir çocuğa yaklaşır gibi “Merak etme, her şey yolunda, yanındayım” diyin. Zihninizde ya da gerçekten kendinize sarılarak ya da belki kalbinize dokunarak destekleyin kendinizi. Ve belki sonrasında yine şöyle kalp eriten bir hatıradan destek alarak güvende olma hissini, huzur halini hatırlatın kendinize/bedeninize.


Bazen de sadece alışkanlıktan kaynaklanıyor olabilir zorlayıcı his. Uzun süre taşıdığımız bir hal, onu yaratan koşullar ortadan kalksa bile hala bizimle kalmış olabilir. Öyle ise farkedin ve hatırlatın kendinize, “artık böyle hissetmene gerek yok, rahatlayabilirsin”.

Bunları yapmak yazıldığı kadar kolay değil elbette. Çoğumuz için yeni öğreneceğimiz bir şey, ve yeni öğrendiğimiz her şey gibi alışmak, kolaylıkla yapabiliyor olmak zaman alacak. O yüzden lütfen hemen pes etmeyin, her gün kendinize dönüp “nasılsın, neye ihtiyacın var, nasıl seni daha iyi, daha mutlu hissettirebilirim?” diye sorun kendinize.


Bunları yaparken bazı günler harika geçebilir, bazı günler kendinize ya da bu tekniklere öfkelenebilirsiniz, bazı günler hiç ama hiç bir şey hissetmeyebilirsiniz. Yine de lütfen devam edin. Her gün gelen her ne ise cesaretle bakın tıpkı ruhsal bir check-up yapar gibi.


Ve Cesur olun. Bu ömür boyu sürecek bir çalışma. Ama bir kere kendinizi dinlemeyi, farklı hallerinizi görüp ilgilenmeyi öğrendikten sonra bu işi başaramama ihtimaliniz yok :)


Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page